ROMAN – BÖLÜM 30 – İSTANBUL SEYAHATİ – OYLUM ve M

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00353 515 73 20


ROMAN – BÖLÜM 30 – İSTANBUL SEYAHATİ – OYLUM ve MARİANA İLE YENİDEN

Odama geçip güzel bir duş aldım ve kendimi direk yatağa bıraktım. Uyandığımda saat 10 olmuştu. Aşağıya inip kahvaltımı yaptım. Gözüm Duygu ve Hale’yi arıyordu ancak görememiştim. Kahvaltımı bitirdikten sonra ofise doğru geçtim. Resepsiyondan arkadaşlar “Cenk Bey, size bir mesaj var, sabah ayrılan bayan misafirler bıraktı. Gece problem çıkaran bayan sanırım” diye bir zarf uzattı resepsiyonun önünden geçerken.
Güzelce yapıştırmışlar, açılmadığından emin olmak için de imzalamışlar. Zarfı açtığımda içinde Duygu’nun el yazısı ile şu yazıyordu. “Akşam için çok teşekkür ederim. Gerçekten iyi bir adamsın. Hale ile yaptıklarınızı yarı ayık yarı sarhoş izledim. Aslında bu gün kalıp çok daha fazlasını yaşamak isterdim ancak Hale sabah erkenden beni uyandırdı. Utancından yüzüne bakamayacağınızı söyleyip gitmek istedi. Ben de arkadaşımı kıramadım. Telefonum xxx, Ankara’ya geldiğinizde mutlaka arayın, görüşmek isterim.” diye yazmıştı.
Öğlene kadar otelin içinde dolaşıp sağı solu kontrol ettim. Ofiste oyalandım. Ayrılan misafirlerle falan ilgilendim. Öğlenden sonra genel müdür geldi ve bütçenin sunum halinin üzerinden geçtik. Herşey tamamdı. Artık gönderebilirdik. Mail olarak genel merkeze gönderdik. Bir iki saat daha otelde oyalanıp eve geçmeyi planlıyordum ki genel müdür ofisime gelip “Yarın benim Ankara’da olmam gerekiyor. Üst düzey bir yetkili ile görüşme ayarlayabildim sonunda. O yüzden sunumu senin yapman gerekecek İstanbul’da. Toplantı öğlenden sonra saat 3’de. İster sabah yola çık istersen şimdi.” dedi. “Olur müdürüm, zaten işim bitmişti, bana da değişiklik olur, ben bu akşamdan geçerim İstanbul’a. Toplantı bitince birkaç gün de kalmamda bir sakınca olur mu eğer dönmemi gerektirecek bir durum olmaz ise?” diye de ilave ettim. “Yok, sorun olmaz, ben zaten Salı akşamı döneceğim. Yoğunluk da yok, sen de biraz stresini atarsın İstanbul’da” diye yanıtladı. “Teşekküre ederim” dedim. Bilgisayarı toparladım, son birkaç işimi yapıp otelden eve geçtim, birkaç parça eşya alıp arabaya atlayıp İstanbul’a doğru yola koyuldum.
Güzel bir fırsattı. Bu gece Maria ve Oylum ile buluşup birşeyler yapabilirdik. Toplantıdan sonra birkaç gün daha İstanbul’da kalıp güzel zaman geçirebilirdik. İkisini de çok özlemiştim. Oylum’u aradım hemen. Birkaç çalıştan sonra açtı.
“oooo.. Cenk… naber? Nasılsın?” diye yanıtladı.
“Harikayım, yoldayım, İstanbul’a geliyorum. Sürprizzzz” diye sevinçle cevapladım.
“Süperr… saat kaçta burda olursun? Plan ne program ne?, tatile mi geliyorsun? Tek mi geliyorsun? Kaç gün kalacaksın” diye sıralamaya başladı hemen.
“Dur kızım yavaş, yola yeni çıktım. Saat 9 gibi İstanbul’da olurum. Yarın bir toplantım var. Onun için geliyorum, devamında da 2-3 gün İstanbul’da kafa izni yapacağım” diye yanıtladım.
“Harika… tam haftasına denk geldin. Haftaya ben de yokum çünkü. Çekim için yurt dışına gidecektim. Ay vallahi çok sevindim bu habere. Mariana’yı da arayayım, erken gelsin, hazırlık yapalım. Bende kalıyoruz bak, otel falan anlamam ona göre. Bir yere bırakmayız seni.”
“Biliyorum, o yüzden otel falan ayarlamadım. Direk sana geliyorum. Bana konumu atsana” diye yanıtladım.
“Ok. Zaten kolay, Alkent 2000’de benim ev. Çok kolay gelirsin. Yolda sağa sola dalma bak. Başka program da yapma sakın. Kimseyi de arama. İstanbul’da olduğun sürece bizimsin.”
“Tamam tamam. Ben de sizi çok özledim merak etme. Hadi kapatıyorum şimdi, akşam 9 gibi orada olurum trafiğe takılmazsam” diyerek kapattım telefonu.
Trafik falan filan, saat 10’u bulmuştu Oylum’un evine varmam. İstanbul’un en bilindik lüx sitelerinden birindeydi Oylum’un evi. Güvenlik kapısından geçtikten sonra villaya vardığımda oylum beni bahçe kapısının dışında bekliyordu. Arabayı park ettim. İner inmez sımsıkı sarıldık birbirimize. “Hoş geldin… çok özledim seni” diye küçük bir buse kondurdu yanağıma. Arabadan eşyaları alıp eve geçtik. Kapıyı kapatır kapatmaz ise dudaklarımızın birbirine yapışması gecikmedi. Deli gibi öpüşmeye, vücutlarımızı deli gibi okşamaya başlamıştık. Ellerimiz kıyafetlerimizi yok saymış, bulduğumuz her yerinden çıplak tenlerimize dokunmaya başlamıştı bile çoktan. Belinden kavrayıp kucağıma aldığımda Oylum bacaklarını belime kenetlemişti hemen. Sırtını duvara yaslamıştım. Hangi ara ve nasıl yaptığımızı bile anlamdan ikimizin de üst bedeni çırıl çıplak kalmıştı. İri portakal büyüklüğünde uçları iri ve karşıya bakan göğüslerini yalamaya, emmeye başlamam ile Oylum saçlarımdan tutup başımı iyice göğslerine bastırmıştı. Ellerim ile kalçalarının altından onu havada tutuyordum. Saçlarımdan tutup başımı göğüslerinden ayırdı ve dudaklarımız tekrar buluştu. Fırsat bulduğum bir anda “Mariana nerde?” diye sorabildim. “Gelecek” diye mırıldanabildi sadece. Yere bıraktım ayaklarının üzerine. Bir yandan öpüşüyor, bir yandan altımızdakileri çıkarmaya uğraşıyor, bir yandan da evin içinde bir yere doğru gitmeye çalışıyorduk ama pantolonumu ayaklarımdan aşağı çıkarmaya çalışırken Oylum çoktan önümde diz çökmüş ve aletimi ağzına almıştı bile. Bir eliyle aletimi sıvazlayıp ağzına sokmaya çalışıyor, bir eliyle de kendi pantolonunu ve kilodunu çıkarmaya çalışıyordu. Sonunda ikimiz de çırıl çıplak kalmıştık. Aletimden tutup beni salona soktuğunda ise onu koltuğa domaltmakta hiç zaman kaybetmedim. Kadınlığı çoktan sırılsıklam olmuştu. Ve kalkmış aletimi direk kadınlığına yerleştirmeye başladım. “Yarrağını çok özledim. Kadınlığımın tek sahibi, hadi sik beni” diye mırıldanmaya başladı Oylum. Sıcacık kadınlığına hızla yerleştirdiğimde aletimi “Ohhhhh” diye bir inleme çıktı ağzından. Kalçalarını ellerimle ayırıp köküne kadar yerleştirmiştim hepsini tek seferde. Saçlarından yakaladım ve başını kendime doğru çekip dudaklarına uzandım. Bir yandan içinde gelip giderken, bir yandan da öpüşmeye çalışıyorduk. Bir elimle omzunu yakaladım. Hem hızlıca kadınlığına vuruyor, hem de her seferinde daha derine girmek için omzundan onu kendime çekiyordum. İkimiz de çıldırmış gibiydik ki “parti başlamış” diyen Mariana’nın sesiyle kendimize geldik. Hiç zaman kaybetmeden dibimde bitti Mariana ve dudaklarıma yapıştı. Şehvetle ve özlemle öpüşmeye, ellerimiz ile birbirimizin vücutlarını okşamaya, Mariana’yı soymaya başlamıştık bile. Dudaklarımı dudaklarından kurtardığımda ilk hedefim kahverengi göğüs uçları olmuştu. Maria’nın bir eli kalçalarımda dolaşırken bir eli de eteğinin fermuarını çözmeye çabalıyordu. Eteğini ayaklarının dibine düşürdüğünde ise ten rengi kilotlu çorabının üzerinden kalçalarına ulaşmakta ve onları sıkmakta hiç zaman kaybetmemiştim. Oylum ise aldığı zevkle başını sağa sola sallıyor “hadi hızlan, daha sert” diye mırıldanıyordu. İşin içine Mariana’da girince heyecan doruk yapmıştı. Mariana ile dudaklarımız buluştuğunda daha fazla dayanamayacağımı farkettim ve Oylum’un kadınlığının içine boşalmaya başladım. Mariana ile sıkıcı sarılıp öpüşürken tüm spermlerimi Oylum’un kadınlığının içine boşaltmıştım. Öyle yoğun gelmiştim ki spermlerimin bir kısmı Oylum’un kadınlığından taşmış ve yere damlamaya başlamıştı. Ancak kimsenin umrunda değildi. Aletim küçülene kadar Oylum koltuğun yüksek sırtına domalmış şekilde içinde bekledim Mariana ile öpüşerek. İyice küçülen aletim, Oylum’un kadınlığından kayarak tamamen dışarı çıktı. Yere birkaç damla daha sperm damladı aletimin ucundan. Mariana önümde diz çöküp aletime hiç el sürmeden ağzına aldı. Güzelce temizledi ve sonra da Oylum’un kadınlığına yönelip küçük bir temizlik de orada yaptıktan sonra ayağa kalkıp Oylum’un önüne gitti koltuğun diğer tarafına ve onunla öpüşmeye başladı. Ben ise büyüklüğünü yeni farkettiğim salondaki başka bir koltuğun üzerine kendimi atabildim sonunda.
Oylum ve Mariana biraz öpüştükten sonra Mariana gelip soluma oturdu. Oylum da doğrulup onu takip etti ve sağıma oturdu. Herşeyin başlangıcı olan bu iki kadın ile yine bir araya gelebilmiştik sonunda. Oylum ve Mariana başlarını omuzlarıma dayamıştı. Üçümüzde hiç konuşmuyor, sadece vücutlarımızı nazikçe okşuyorduk.
“Aç mısın?” diye sordu Oylum sessizliği bozarak. “Evet, birşeyler yesek iyi olur sanırım” diye yanıtladım. “tamam o zaman, hadi siz ikiniz güzel bir duş alın, pizza söyleyeyim, 20 dakikada gelir” diyerek ayaklandı. Mariana beni elimden tutup kaldırdı ve üst kata banyoya yöneldik. Devasa bir banyosu vardı Oylum’un. Hem büyükçe bir jakuzi, hem de duş. Mariana ile birlikte duşa yöneldik. İkimiz birden duşun altına girip bir müddet öpüştükten sonra vücutlarımızı sabunladık ve birbirimizi yıkadık. Aletim Mariana’nın ateşi ve suyun da etkisi ile kendini toparlamaya başlamıştı yavaş yavaş.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00353 515 73 20

Yorum yapın