ROMAN – BÖLÜM 25 – SÜRPRİZ MİSAFİRLER HAKAN VE HAN

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00353 515 73 20


ROMAN – BÖLÜM 25 – SÜRPRİZ MİSAFİRLER HAKAN VE HANDE II

Soğuk votka rebdull herkesi biraz olsun kendine getirmişti. Hamama gidip soğuk suyun altına giren bornozuna sarılıp geri geliyor ve oturma odasına bir yere kendini bırakıyordu. Bu arada kızlar masaya yine yiyecek birşeyler ayarladılar ve biraz atıştırıp sohbet etmeye başladık. Konu konuyu, sohbet sohbeti açtı. Birkaç saat boyunca sohbet ettik, fıkralar anlattık, Türkiye’yi kurtardık falan filan. Buket’in aklına dans etmek geldi. Telefondaki müziklerinden hareketli parçalar ayarladı ve müziğin ritmine bıraktı kendini oturma odasının ortasında. Onu Zuhal ve Hande izledi. “Kızlar üzerinizdeki bornoz ile çok komik oluyorsunuz” diye seslenince üçü birden bornozlarından kurtuldular. “Kız şöyle yavaş birşeyler çal da az erotizm katalım işin içine” diye kikirdedi Zuhal. Bu kez Buket daha soft parçalar buldu. “Hah. Böyle güzel, azdıralım şu iki yakışıklıyı” diye kucağıma doğru geldi Hande ve kucak dansı yapmaya başladı. “Benim bir fikrim var” diye mutfak kısmına yönelen Zuhal iki tane sandalye ile döndü elinde ve oturma odasının tam ortasına yerleştirdi sandalyeleri.
“Evet baylar, sizi böyle alalım” dedi ve ikimizin elinden tutarak sandalyelerin önüne getirdi. “Şimdi bornozlarınızdan kurtulalım” dedi ve bornozlarımızın kuşaklarını açıp ikimizi de çırıl çıplak bıraktı. “Ve şimdi sandalyelere oturuyoruz” diye bizi sandalyelere oturttu. Hande anlamıştı galiba ki Zuhal’in kafasından geçeni o da sandalyelerin arkasında yerini almıştı. “ellerimizi arkada birleştiriyoruz” diye seslenince Zuhal başımıza geleceği anlamıştık Hakan ile. Yok, olmaz dediysek de üç kadına karşı koyamamıştık. Ve ellerimiz bornozların kuşakları ile sandalyenin arkasından bağlanmıştı sıkıca.
“evet kızlar, artık bu mallar bizim. Kaldırımak serbest, indirmek yasak. Boşaltmak yok. Çıldırsınlar” diye gülümsedi Zuhal. Hakan ve Ben birbirimize bakım gülebiliyorduk sadece. “Muhtemelen sıçtık. Bunlar bizi kudurta kudurta öldürecekler Hakan” dedim. “Galiba öyle. Eğer ben Zuhal’i tanıyorsam en az 1 saat böyleyiz haberin olsun. Nasıl dayanacağız bakalım” diye gülerek cevapladı Hakan.
Üç kadın karşımıza geçmiş, elleri bağlı çaresizce sandalyede oturan bize bakıp gülüyorlar, kendi aralarında neler yapacaklarını fısıldaşıyorlardı.
Önce Buket’in müzikleri ile biraz dans ettiler, birbirlerini okşadılar, sevdiler. “Kızlar arada bize birşeyler yedirip içirirsiniz herhalde değil mi” diye seslendim. Buket hemen koşup ikimize de votka redbull hazırladı ve kendi elleriyle içirdi birkaç yudum.
Bu arada Zuhal ve Hande hafif hafif öpüşmeye başlamışlardı soft müzik eşliğinde erotizm dolu hareketlerle birbirlerinin vücutlarını okşarken. Çok geçmeden Buket de onlara katıldı. Şimdi üç kadın tam önümüzde sevişiyorlardı hafif hafif. Sonra bize yöneldiler. Zuhal Hakan’ın kucağına oturup kadınlığını Hakan’ın aletine birkaç kez sürtüp kalktı. Aynısını bana yapmak için benim kucağıma oturduğunda Hakan’ın kucağında bu kez Buket vardı. Zuhal ne yapar ise diğer iki kadın da aynısını sıra ile önce Hakan’a, sora bana yapıyorlardı. Kadınlıklarını sürttükten sonra bu kez göğüslerini yalatma faslı başladı. Üç kadın sıra ile önce Hakan’a sonra da bana göğüslerini yalatıp tekrar önümüzde dans etmeye başladılar.
En önde Zuhal, ortada Buket, en arkada Hande vardı şimdi. Kızlar arkadan öne doğru sağ ellerini birbirlerinin göğüslerini okşamak için, sol ellerini ise kadınlıklarını kurcalamak için kullanıyorlardı. Önce Zuhal döndü arkasını. Buket’in başına uzattı ellerini ve yanaklarını avuçlarının içine alıp öpüşmeye başladı. Hande bu kez Buket’in iki göğsünü birden almıştı avuçlarının arasına, okşuyor, yoğuruyordu ellerinin arkasında Zuhal’in göğüs uçları yapışık şekilde. Hakan ve ben ellerimiz bağlı bu kışkırtıcı gösteriyi izliyorduk. “Bu daha başlangıç abi, Hande’nin sürprizlerine hazır ol” diye fısıldadı kulağıma hafifçe ve pis pis sırıtarak. “Valla aletleri kaldırdılar gittiler. Beynime kan gitmiyor şu anda” diye yanıtladım. “Bu iş nereye devam edecek bakalım” diye de ekledim.
Zuhal ise arkadan uzanmış sol eliyle Hande’nin kalçalarını okşuyor, Buket’in boynuna öpüyor, yalıyordu. Sağ elinin parmakları ise Buket’in kadınlığını bulmuştu çoktan. Muhtemelen parmakları da çoktan o ıslak ve sıcak kadınlığın içine girmişti bile. Buket, Zuhal ve Hande’nin arasında iyice zevke gelmeye başlamıştı. Vücudu ayakta kıvrılmaya başlamış, aldığı zevkten Hande ile öpüşürken çıkardığı iniltiler herkesi coşturmayı da başarmıştı. Hakan ve Ben ise önlerimizde kalkan ve her kalp atışımızla aşağı yukarı sallanan aletlerimizle öylece oturup olanları seyrediyorduk.
Hande ve Buket’in dudaklarının ayrılmasını fırsat bilen Zuhal, bu kez Buket’i kendine çevirmişti ve bu kez o başlamıştı Buket’i delicesine öpmeye. Buket şehvetle Zuhal’in yüzüne götürdü ellerini ve yanaklarını kavrayıp iyice saldırdı Zuhal’in dudaklarına. Göğüs uçları birbirine yapışmış, dolgun göğüsleri bedenlerinin arasında sıkışan iki kadına Hande dizlerinin üzerine çöküp Buket’i arkadan yalamaya başlayarak katılmıştı. Elleri ile Buket’in kalçalarını iyice ayırmış ve dilini kadınlığına gömmüştü. Hiç ayrılmadan dilini sokup çıkarıyordu Buket’in kadınlığına. İyice ıslandığından emin olduktan sonra Hande ayağa kalktı. Zuhal ile Buket’in öpüşmesini bölüp Buket’in elinden tutarak bizim önümüze getirdi ve kocasının önünde domalttı. Zuhal, Hakan’ın arkasına geçti ve başını öne doğru iterek az önce karısının yaladığı kadınlığı bu kez Hakan’ın dudaklarına sundu. Hakan hayvanlar gibi saldırdı Buket’in kadınlığına. Diliyle kadınlığının dışını, dudaklarını yaladı ve kilitorisine darbeler atmaya başladı. Dişlerinin arasına alıp ezerken Buket’in kadınlığının dudaklarını, yapabildiğim tek şey kasabın önündeki kedi gibi yalanmaktan başka bir şey değildi.
Hande ani bir hareket ile Buket’i geriye çekti kocasının önünden. Fırsatı iyi değerlendiren Zuhal hemen yamuldu Buket’in kadınlığına ve her tarafını yalayıp dilini Buket’in kadınlığına sokup çıkarmaya başladı. Kalçalarına birkaç tokat attıktan sonra orta parmağını Buket’in kadınlığına sokmaya başlamıştı ki bu kez Hande Buket’in kadınlığını bana sundu. Öne doğru eğildim ancak uzanamıyordum. Buket ustaca kalçalarını önümde kıvırıyor, ama tadını almama müsaade etmiyordu. Bu durum üç kadının da çok hoşuna gitmişti. Eğleniyorlardı tek kelimeyle benimle ve Hakan ile. Ben ise sadece birkaç santim uzağımda duran kadınlığı yalamak için dilimi havada savurup duruyordum. Hande arkama geçti ve beni başımdan tutup geriye çekti. Dudaklarıma ateşli bir öpücük kondurduktan sonra “sakın uzanma” diye fısıldadı kulağıma ve tekrar Buket’in yanına gitti. Zuhal ile birlikte Buket’i kollarından tutup yarı eğik vaziyette aletimin üzerine kadar getirdiler. Bu kez aletim ile Buket’in kadınlığı arasında sadece birkaç santimlik mesafe vardı. “Otur ama sadece değene kadar” diye seslendi Zuhal. Buket ise kıkırdayarak “bunları çıldırtmak çok keyifli” diyerek yavaşça oturdu aletimin üzerine ancak sadece başı kadınlığına değene kadar. Çıldırmıştım iyice. “Hadi kızlar, çatlayacağım” diye seslendim ama kimse umursamadı ve Buket’i çektiler üzerimden.
Ve üç kadın yine ayakta sevişmeye başladı. Bu kez Buket ve Zuhal Hande’yi almıştı aralarına. Zuhal ve Hande yüzyüze öpüşüyor, birbirlerinin göğüslerini yoğuruyor, aşağıda ise Buket Hande’nin kadınlığını yalıyor, parmaklıyordu. Biraz oyalandıktan sonra Hande’nin kadınlığını benim önüme getirdiler ve yalamama izin verdiler. Susayan bir köpeğin saldırdığı gibi saldırdım Hande’nin kadınlığına. Her tarafını yalıyor, kilitorisine dil darbeleri atıyor, dilimi sokup çıkarıyordum ki uzun sürmedi Hande’yi geri çekmeleri. Ve bu kez Hakan’ın kucağına götürüp aynı işkenceyi ona yaptılar. Kocasının aletinin başını sadece Hande’nin kadınlığına değecek kadar yaklaştırmışlar, birkaç sürtünmeden sonra uzaklaştırıp Zuhal’i aralarına almışlardı Hande ve Buket. Ama bu kez ikisi birden diz çöküp Zuhal’in kadınlığını yalıyorlardı. Ayakta duran Zuhal elleriyle göğüslerini okşuyor, bize bakarak dilini dudaklarının üzerinde gezdiriyor, belini kırıp bizi iyiden iyiye çıldırtıyordu. Hakan ve ben ise yalanmaktan, aletlerimizi göbeğimize vurdurmaktan başka bir şey yapamıyorduk.
Buket ayağa kalkıp Zuhal ile öpüşmeye başladığında Hande yanlarından ayrıldı ve arkamıza dolandı. Ne olacağını merakla beklerken “Kızlarrr sürprizzz” diyerek elinde 3 tane farklı boyutta yapay penis ile geldi tekrar önümüze.
“Burada gerçekleri var, siz yapaylarla oynuyorsunuz” falan diye gaza getirmeye çalıştıysak da Hakan ile bizi dinleyen yoktu. Hande’nin elindeki yapay penisleri havada kapmıştı Buket ve Zuhal. Şimdi üç kadın karşımıza geçmiş, ellerindeki yapay penisleri gözlerimizin içine baka baka ağızlarına sokuyor, başlarını yalıyor, tam tepe noktalarına dil darbeleri atıyordu. Çaresizce seyrediyorduk.
3 kadının şovu ellerindeki yapay penisleri karışık sırayla birbirlerinin ağızlarına sokup çıkarmalarıyla devam ediyordu ki ilk yere oturan Zuhal oldu. Sağ dirseğinin üzerine yaslanıp sol eliyle elindeki yapay penisi kadınlığının üzerinde gezdirmeye başladı. Hande ve Buket’in pozisyonu kopyalamaları çok zaman almadı. Üç kadın ellerinde yapay penisler, bacaklarını ayırmış kadınlıklarına sürtüyordu. Buket Hande’nin sol göğsüne, Zuhal ise sağ göğsüne yamulmuş somuruyorlardı. Arada başlarını kaldırıp öpüşüyorlar, sorna tekrar devam ediyorlardı. Dildo’yu kadınlığına ilk sokan Buket oldu. “offf… çok zevkliymiş” diye mırıldandı gözlerimin içine bakarak. Onu Zuhal ve Hande takip etti. Üç kadın da artık sadece kendileri ile ilgilenir olmuşlar, dildoları artan hız ile kadınlıklarna sokup çıkarmaya başlamışlardı. Bir yandan da kendi göğüs uçlarını sıkıyorlardı. Bu böyle ne kadar sürdü bilmiyorum ama Zuhal’in kasılmalarını Hande ve arkasından Buket takip etti. Kadınlıklarından çıkardıkları yapay penisleri ağızlarına götürüp yalanarak kendi kadınlık sıvılarını yutmuştu üç kadın. Biz ise çıldırmış şekilde onları seyrediyorduk. Üç kadın birkaç dakika uzanıp dinlendiler.
“Tüyleri de getirdin mi?” diye sordu Zuhal Hande’ye… “Evettt…” diye pis pis sırıtarak cevapladı Hande. “Abi şimdi sıçtık. O tüy var ya…” demeye kalmadan Hande yapıştı kocasının dudaklarına. “eğleniyoruz şurda ne var yani” diye çıkıştı Hande… Hakan cevap bile verememişti. Tahmin etmiştim başımıza ne geleceğini ancak elimiz kolumuz bağlı idi. Hande uzun tüyleri getirdi. Karşımıza geçip ikimizin de göğüslerinde gezdirmeye başladı. Zaten hassaslaşmış olan bedenim irkilmişti. Gıdıklanmıyordum ama irkiliyordum. “İzleyin kızlar… “ diye çağırdı Buket ve Zuhal’i yanına. Şimdi Buket benim önüme, Zuhal de Hakan’ın önüne oturmuştu.
“çok çaresizler, biraz yalasak mı acaba?” diye sordu Buket… “Bekle ve gör… “ diye yanıtladı Hande pis pis sırıtarak. Tüyleri göğüslerimizden yavaş yavaş aşağı doğru kaydırıp aletlerimizin üzerinde gezdirmeye başladı. “Arada üfleyin sıcak nefeslerinizi” diye ekledi Zuhal ve Buket’e. Bu gerçekten çıldırtıcı birşeydi. Yaklaşık yarım saat boyunca önümüzde deliler gibi sevişen, sonra ellerinde yapay penisler ile kendi kendilerini tatmin eden 3 kadını izlemek yeterince zirveye yaklaştırmıştı. Üzerine bu tüy ve sıcak nefes terapisi ise aldığım zevki bambaşka bir boyuta taşımaya başlamıştı.
Hande tüyleri arada bir göğüslerimizin üzerinde gezdiriyor, sonra tekrar aletlerimizin üzerine indirip başlarında hafifçe gezdiriyordu. Bu kadın gerçekten çılgındı ve bir erkeği çıldırtmanın yolunu biliyordu. Artık gelmek istiyordum. Çünkü aletimin başı mosmor olmuş, taşaklarım iyice şişmişti. “Kızlar patlasalar dahi el sürmek yok” diye uyardı Hande Zuhal ve Buket’i.
Hakan’ın da benden farklı bir durumu yoktu. Hırıltıyla nefes alıyordum artık. Buket sıcak sıcak üflerken aletim titremeye başladı birden ve patlamaya başladım. İlk defa böyle boşalmıştım. İlk salvo Buket’in hemen dudağının üstüne gelmişti. Buket diliyle yalanırken ikinci salvo havaya gitti ve göbeğimin üzerine düştü. Üçüncü salvo ise yere gitmişti. Başım geriye düşmüş, gözlerimi kapatmıştım. Deli gibi susadığımı hissettim.
Çok geçmeden Hakan’ın hırıltıları duyuldu. O da benim gibi patlamıştı birden. Kendini sandalyeden hafif öne kaydırdığı için tüm spermlerini kendi göbeğine boşaltmıştı. O da benim gibi başını geriye atmıştı.
Kızlar ise kıkırdıyorlar, bize bakıp gülüyorlardı. “susadım” diyebildim. “Hadi şunların boğazlarını ıslatalım biraz” diye mutfağa yöneldi Zuhal. Elinde iki bardak soğuk su ile geldi. Önce ikimize de suları içirdi. Ardından da votka redbulları.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00353 515 73 20

Yorum yapın